Basına ve Kamuoyuna

BASINA ve KAMUOYUNA

 

Adalet Bakanlığı Eğitim Dairesi Başkanlığı’nın 26.09.2017 tarih ve 3670/4893 Muh. sayılı yazısı ile Adliyelerde görev yapan zabıt katiplerinin kişisel ve mesleki yeteneklerinin geliştirilmesi, hizmetlere kalite ve standart getirilmesi, UYAP’ın etkin kullanımı ve 2018 yılı Eğitim Planlaması kapsamında hizmet kalite ve etkinliğinin artılması amacıyla öncelikli olarak klavye sınavı yapılması ve sonrasında da eğitime tabi tutulmalarına dair bir yazı tüm birimlere gönderilmiştir.

 

Bu gerekçelere dayandırılan klavye sınavının arkasında yatan gerçeğin; zabıt katiplerinin bir kısmının çeşitli mazeretlerle ( klavye yazım kullanım zayıflığı, UYAP ekranını kullanamama, kol, el, bilek ağrısı, bel rahatsızlığı vb.) duruşmalara giremedikleri ve duruşmaya girseler bile yavaş yazım nedeniyle mahkeme duruşma akışını aksattıkları, duruşmaların uzamasına sebebiyet verdiklerinin Hakimler ve Cumhuriyet Savcılarınca iletildiği; ayrıca belirtilen görevi layıkıyla yapmamak nedeniyle, görevlerini layıkıyla yapan zabıt katiplerine ek iş yükü getirilmekle işini hakkıyla yapan zabıt katiplerinin mağduriyetine neden olduğu çalışma barışının bozulduğu; Adalet Bakanlığı Memur Sınav-Atama ve Nakil Yönetmeliği’nde Özel Şartlar bölümünde verilen metnin bilgisayar ile ‘’ÜÇ DAKİKADA YANLIŞSIZ EN AZ DOKSAN KELİME’’ yazma ve yazılan metnin verilen metne uygun olup olmadığı, metnin anlam bütünlüğünün korunup korunmadığı, kelime veya cümle tekrarı veya atlama yapılıp yapılmadığının gözönünde bulundurulmasının gerektiği; zabıt katibinin asli görevinin dosya kayıtları muntazam kazıntısız ve silintisiz olarak tutmak, karar ve zabıtları dikkatli ve itina ile yazmak, dosyalara ait müzekkereleri Hakim veya Cumhuriyet Savcısı talimatına uygun şekilde yazarak ait oldukları yere göndermek olduğu; yargılama hizmetinin etkini, verimli ve amacına uygun olarak yürütebilmesi için asıl metne ait anlam bütünlüğünü, metnin anlaşılırlığını kaybedecek düzeyde yazan bir zabıt katibi adayının kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından zabıt katibi adayı olarak istihdam edilmesine imkan bulunmadığı gibi belirtilen bu özelliklerin göreve başladıktan sonra da devam etmesi ve hatta gerek bilgisayar, UYAP kullanımı ve gerekse yazım kabiliyeti olarak artarak devam etmesinin gerekli olduğu; bu çerçevede zabıt katiplerinin görevdeki yeterlilik seviyelerini tespit etmek ve neticesine göre hizmet içi eğitime tabi tutmak veya sözleşme feshi veya iş yoğunluğu az olan başka bir (il dışı) Adliyeye tayin idari yaptırımlarının uygulanması yönünde çalışma yapılacağı; planlama kapsamında yapılacak çalışmaya Adalet Komisyonundaki, Cumhuriyet Başsavcılıklarındaki, mahkemelerdeki tüm zabıt katibi personellerin dahil edildiği; anılan görev yerlerinde hizmet içi, bilgisayar ( UYAP) kullanımı ve yazma becerileri yönünden zabıt katiplerinin hizmet içi eğitim imtihanına tabi tutulacakları; başarılı olamayanların hizmet içi eğitim, sözleşme feshi, iş yoğunluğu az olan il dışı adliyelere tayin yönünde çalışma yapılacağı söylentisi Yargı çalışanlarının üzerinde olumsuz etki yaratmaktadır.

Zabıt Katiplerinin görev, yetki ve sorumlulukları, tabi oldukları usul ve esasları ile ilk kez atanacaklar dahil olmak üzere özlük, atama ve sair kanun ve yönetmeliklerde  ayrıca ve açıkça düzenlenmiştir. Anayasamıza göre de hiçkimseye veya organın, kaynağını Anayasa’dan almayan bir devlet yetkisi kullanamayacağı açık olduğuna göre zabıt katipler yönünden anılan doğrultuda hizmet içi eğitim imtihanı düzenlenmesine ilişkin olarak herhangi bir yasal dayanak bulunmadığı gibi Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet komisyonu başkanlıklarının anılan yönde işlem tesis etme hakkı yetkisi de bulunmamaktadır.    

 

 Adalet Bakanlığı Memur Sınav-Atama ve Nakil Yönetmeliği’nin 1. Maddesinde yönetmeliğin amacının Adalet Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı ile bağlı kuruluşlarında görev yapan memurların naklen atanmalarına ve ilk defa Devlet memuru olarak atanacakların seçimine ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğu; 2. maddesinde yönetmeliğin adli ve idari yargı hakim ve Cumhuriyet savcıları hakim adayları ile icra müdür ve yardımcıları, ceza infaz kurumları ve tutukevleri kontrolör ve stajyer kontrolörleri hariç Adalet Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı ile bağlı kuruluşlarına ilk defa devlet memuru olarak atanacakların sınavlarında, atanmalarında ve görevde bulunan memurların naklilerinde uygulanacağı öngörülmüş; Devlet memurluğuna atanmak için gereken genel ve özel şartlar yönetmeliğin 5. ve 6. maddesinde ayrıca ve açıkça düzenlenmiştir.

 

Anılan mevzuat hükümleri karşısında ilgili Adalet Komisyonu Başkanlıklarının düzenleyeceği ifade edilen hizmet içi imtihanı yasal dayanaktan yokundur.

 

Konuyla ilgili olarak yaşanacak aksi durumunun sözleşmenin feshi ve il dışı tayinle sonuçlanacağı vurgulanmaktadır. Anlaşılan odur ki; Adalet Bakanlığı yargı çalışanlarının yıllar içinde gerek işlerinin yoğunluğu ve yıpratıcılığı, gerek ise ücretlerinin düşüklüğü ve mesleki sağlık problemleri sebebiyle uğradıkları moral- motivasyon eksikliğini hesaba katmamaktadır. Yargı çalışanlarını üstü kapalı yada açık   sınav öncesi yaptıkları açıklamalarla tehdit etmekte beis görmeyen kimi Komisyonun Başkanlarının durumdan şikayetçi hakim ve savcıların acaba Adalet Bakanlığına  Yargı çalışanlarının ücret ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi noktasında ne gibi önerilerde bulunduğunu da merak etmekteyiz?

 

Öte yandan anılan hizmet içi imtihanda başarılı olamayan personelin hizmet içi eğitime tabi tutmak veya sözleşme feshi veya iş yoğunluğu az olan başka bir (il dışı) adliyeye tayin idari yaptırımlarının uygulanması yönünde çalışma yapılacağı duyumları söz konusudur. Anılan hizmet içi imtihanın yasal dayanaktan yoksunluğu karşısında;anılan kapsamda bir çalışmanın Adalet Komisyonu Başkanlıklarınca değil, yasal altyapısı hazırlanmak ve personelin kazanılmış haklarına da halel getirmemek üzere düzenlenmesi ve değerlendirilmesi, imtihan sonucu ve başarı ve başarısızlığa ilişkin somut ve objektif ölçüt ve kıstasların önceden düzenlenmiş ve açıkça belirlenmiş olması aşikardır. Bu bakımdan anılan yazı ile uygulanmak istenen çalışma ve imtihan usul ve esaslarının Komisyon Başkanlıkları eli ile değil ve fakat Bakanlığınızca tespiti ile yasalar yönetmelikler çerçevesinde düzenlenmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

 

Aynı zamanda ifade edilen idari yaptırımların mevzuat hükümlerine ve yerleşik yargı kararlarına açıkça aykırı olduğu; yapılacak uygulama neticesinde başarısızlığı tespit olunan personelin hizmet içi eğitime tabi tutulmak, sözleşmesinin feshi veyahut iş yoğunluğu daha az olan başka bir ( il dışı) adliyeye tayin şeklinde idari yaptırıma tabi tutulmasının da yasal dayanaktan yoksun olduğu; çalışanlar arasında çalışma  barışını yok edeceği gibi Anayasa ve yasalarımız çerçevesinde güvence altına alınmış olan özlük hakları ile kadro güvenliğini  ortadan kaldıran mahiyette olduğu; sübjektif ve keyfi yaklaşım ve esaslarla kamu personeli hakkında işlem tesis edilmesinin önünü açacağı; idarenin personel hakkında anılan yönde işlem tesis etme imkan ve olanağının bulunmaması karşısında sözkonusu çalışma ve imtihan hukuka açıkça aykırı olacaktır.

Kamuda mevcut hizmet kalitesinde yaşanan düşüşün asıl sorumlusunun yargı çalışanları değil bizzat bu tablonun yaratılmasında devlet memurluğu kriterlerini parti memuru,tarikat ve cemaat üyeliği seviyesine indirgeyen anlayış olduğu kesindir. Geçmiş dönemlerde bu tablonun yaratılmasında katkısı bulunan,devlet memuru kriterlerini hiçe sayacak şekilde işlem tesis ederek haksızlığın ve kadrolaşmanın önünü açan tüm idarecilerinin bunda ortak sorumluluğu vardır. Bu tabloyu yaratanlar hakkında da soruşturma açılması temennisi ve işine hakim bir zabıt katibinin mahkemenin ana direği olduğu bilinciyle; birlikte görev yapanların birbirinin hukukuna ve haklarına saygı göstermesi gerçeğinden hareketle, personeline yaklaşımında nezaket sınırlarını zorlayan, mobing yapmakta, keyfi davranmakta sakınca görmeyen hakim ve savcıların varlığı konusu da yargının maalesef bir türlü değişmeyen gerçeği olarak karşımızda durmaktadır. 

 

15 gün içerisinde tamamlanması duyurulan imtihanın telafisi mümkün sonuçlar doğurmaması bakımından haksızlığa mahal vermeden, koşulları önceden ilan edilmiş ve objektif kriterlere dayanacak şekilde Adalet Bakanlığınca merkezi olarak yapılması yada ivedilikle iptal edilmesi gerekmektedir.

 

Aksi durumda haksızlığa uğradığını düşündüğümüz her bir yargı çalışanının hakkının aranması boynumuzun borcudur.  30.09.2017

 

 

 

                                                                                                     BÜRO-İŞ

                                                                                  MERKEZ YÖNETİM KURULU

Sosyal Medya:

Önceki yazıyı okuyun:
BAŞIMIZ SAĞOLSUN

Şırnak’ın Uludere ilçesi yakınlarında yüksek gerilim hattına takılan askeri helikopterin düşmesini üzülerek karşıladık. Bu elzem kazada 13 askerimizin şehit olması...

Kapat